NANOTEKNOLOJİK ALANDA GİRİŞİMCİLİK

Bir çok alanda kullanılan nanoteknoloji,geleceğin favori alanlarından biri konumunda.

nanoteknolojiHer gün kullandığımız alanlarda, farkında olmadan hayatımızı kolaylaştıran teknolojiler var. Bunlar genelde kompleks teknolojiler olduğu için, nasıl oluştuklarıyla ilgili çok fazla bilgi sahibi değiliz. Kendi kendilerini temizleyen yüzeyler, ışığı yansıtmayan yüzücü gözlükleri, çok net görüş sağlayan araba camları nanoteknolojinin ticari olarak uygulandığı yerler. Geleceğin endüstrisi olan nanoteknoloji konusunda 34 patent sahibi, başarılı girişimcilerden Dr. Yusuf Menceloğlu röportajıyla sizi baş başa bırakıyorum.

Eğitiminizi ve özgeçmişinizi öğrenebilir miyiz?

Kimyagerlik egˆitimimi, 1983 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesinde tamamladıktan sonra 1987 ve 1991 yıllarında I·stanbul Teknik Üniversitesinden Fizikokimya-Polimer alanında yüksek lisans ve doktora derecelerimi aldım. 1988–1989 yılları arasında Japonya'da Tokyo Institute of Technology'de 1 yıl aras¸tırmacı olarak çalıs¸tım. Doktora sonrası aras¸tırmalar yapmak üzere gittigˆim Amerika'da University of North Carolina'da, Nanofaz olus¸turan blok kopolimerler, Süperkritik karbondioksit içinde emülsiyon ve dispersiyon polimerizasyonu konularında 3 yıl süresince çalıs¸malar gerçekles¸tirdim. 1994 yılında GEMSAN A.S¸. de göreve bas¸layarak: Tekstil, Deri ve Metal I·s¸letme endüstrilerine yönelik performans kimyasallarının tasarımı, formülasyonu, pilot üretimi, müs¸teri uygulamaları konularında Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıs¸malarımın devamında Agˆustos 2000 tarihinden itibaren Sabancı Üniversitesi'nde Malzeme Bilimi ve Mühendisligˆi Programı bünyesinde Ögˆretim Üyesi, 2012 yılı ocak ayı itibariyle de mühendislik ve doğa bilimleri fakütesi dekanı olarak görevimi sürdürmekteyim. 1982'den itibaren polimerler ve 1991 yılından buyana nanomalzemeler konusunda çalıs¸maktayım. Nano-boyutta malzemeler ve sensörler ile ilgili 14 adet Uluslararası patenti, Sıvılas¸tırılmıs¸ karbondioksit içinde reaksiyonlar ve özel yüzey–aktif maddeler konusunda 20 adet Amerikan Patenti olmak üzere 34 adet patentim var. Dünyanın saygın bilim dergilerinde yayınlanmıs¸ olan 60'ın üzerinde makaleme yapılan atıf sayısı da 1500'in üzerindedir. Aynı zamanda, bir tanesi Amerika da olmak üzere üç teknoloji s¸irketinin kurucu ortagˆıyım.

Nanoteknoloji nedir?

Nanoteknoloji, olanaklar platformudur. Daha önce uygulanabilir olmayan yeni ürün sınıflarının geliştirilmesi olanağının ufkunu açar ve bizlerin tüm endüstriyel alanlarda yeni ürünler ve prosesler geliştirmemize olanak sağlar. Nanoteknoloji etkileri düşünülürken üç ana başlıkta olayları değerlendirmekte yarar vardır. Bunlar; Yüzey-arayüzey ilişkileri (oksit tabakaları, hücre duvarları vs.), boyut etkisi (paramanyetik sınır, antikor/antijen tanımlama) ve quantum tutuklama (tek elektronik aygıtlar, büyüklük ilişkili renklenme) olarak sınıflamak olasıdır. Nanoteknoloji çok disiplinlidir, birçok bilimsel alanı etkilemekte olan bir güçtür ve bu süreç, daha önce ayrı olan alanlardan birçok insanı, farklı alanlar arasındaki sınırları kaldırarak bir araya getirmektedir Ülkemizdeki üretim süreçleri göz önünde bulundurulduğunda yeni ve fonksiyonel malzemelerin hazırlanması için çok fazla olanakların olduğu açıktır. Ve bu olanakların gerçekleştirilmesinde yüzey kimyası, kimyasal yapıtaşlarının organizasyonu çok önemli rol oynamaktadır.

Türkiye'de ne zaman kullanılmaya başlandı?

Nanoteknoloji konusundaki çalışmalar ve Nanoteknoloji farkındalığı araştırma kurumlarımızda 2000 yılından itibaren tüm dünya ile paralel olarak ülkemizde de çalışılmaya ve uygulanmaya başlandı. Dünyanın saygın makale veritabanında (web of science) Türkiye adresli ilk nano* makalesi 1992 yılı tarihinde yayınlamıştır, daha sonra yoğun ve sistematik çalışmalar 2000 yılı itibari ile başlamıştır.

Sizin bu işe başlama fikriniz nasıl oluştu?


Nanomalzemeler konusuda benim nano konusundaki ilk çalışmam 1991 yılında C60 denilen futbol topu şeklindeki Fullerene-Buckyballs molekülünu polimerik malzemeler ile işlenebilir hale getirilmesidir ve Chemistry of Materials dergisinde yayınlanmıştır. Daha sonra Türkiye'de Performans Kimyasalları yapan bir şirkette yedi yıl arge sorumlusu olarak çalıştım bu sırada birçok sektörde ihtiyaç duyulan performans malzemelerin formülasyonu konusunda deneyim kazandım. Bu deneyim ve ihtiyaç bilgileri benim daha sonra Sabancı Üniversitesinde yaptığım ar-ge calışmaları ile eşleşince Nanotego şirketinin temelini oluşturan ve birinci nesil nanomalzemelerin hazırlanmasında kullanılan sol-gel tekniği ile oda sıcaklığında yüzeylere yapışan kimyasal yapı taşları üzerine farklı fonksiyonel gruplar bağlamak şeklinde devam ediyor.

Kimlerden destek aldınız?

Başlangıçta tamamen kendi olanaklarımızla bu çalışmaları gerçekleştirdik ve çalışma ürüne dönüştürülebilir aşamaya gelince patent başvurusu ve şirketleşme yoluna gidildi. Bu aşamada Inovent firmasından destek alındı.

Inovent ile işbirliğiniz nasıl başladı?

Inovent, Sabancı Üniversitesinde geliştirilen teknolojilerin ticarileşmesine destek olmak üzere kurulan bir teknoloji şirketidir, bu şirketin kuruluşu bizim ürünümüzü piyasaya çıkarma çalışmalarımızla eş zamana denk gelmiştir. Inovent in kuruluşu Sabancı Üniversitesinin öncü girişimlerinden ve Türkiye'deki teknologların, buluşçuların ve girişimcilere yol gösteren ve destek veren amaç ile kuruldu. Bu bizim içinde ciddi bir şans oldu ve laboratuvardan endüstriyel aşamaya geçişte bize çok destek oldu. Özellikle bir akademisyen olarak üretim için gerekli olan izinlerden tutun da şirket kuruluşundaki bürokratik işlemler uzman olmayan kişiler için ciddi zaman kaybıdır ve gereği gibi yapılmazsa daha sonra ciddi sorunlar ortaya çıkması da olasıdır. Özellikle araştırma yapan bizlerin bu konulara uzmanlarından iki üç kat daha fazla zaman ayırması malesef verimliliği olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle biz Inovent ile çalışma kararı aldık.

Üretiminiz ne zaman başladı?

İlk deneme çalışmaları 2006 yılında başladı, Sağlık bakanlığı özel izniyle 2010 yılında üretime başladık, şimdi ise Sağlık bakanlığının ruhsatı ile üretimimizi gerçekleştiriyoruz.

Ne kadar sermaye gerekti?

Kuruluş için INOVENT den almış olduğumuz yatırım sermayesi ilk yıl harcandı, geliştirme aşamasında Inovent yatırımın neredeyse iki katı kadar bir harcama yapılmıştı. Bu rakamlar üst üste konduğu zaman ciddi rakamlar ortaya çıkıyor.

Ekibiniz kaç kişi ve yönetimi nasıl yapıyorsunuz?

Ekibimizde 3 profesyonel çalışan var ve 8 kişilik bir başka ekipte üretimde ihtiyaç olduğu noktalarda devreye giriyor. Kuruluşumuzun 3 daimi personeli, şirket yöneticisi ve teknik ekipten oluşuyor. Bu arkadaşlarımızın ikisi yüksek lisans dercesine sahip bir arkadaşımızda doktora derecesine sahiptir. Araştırma yapan bir şirkette mutlaka yüksek lisans ve doktoralı ekibinizin olması kaçınılmazdır, aksi taktirde yenilikçi yaklaşımları geliştirmeniz gecikmeli oluyor.

Sizin ürününüzün amacı nedir?

nanoteknolojiŞirket bünyesinde yaptığımız çalışmalarda yüzeylere farklı fonksiyonlar kazandırmak hedefimiz bu fonksiyonlar kazandırılırken de yüzeyde olumsuz etki bırakmaması, kolayca yüzeye yapışması ve kalıcı performans göstermesidir. Ürünün çevreci olması, doğada parçalanabilmesi, atık miktarının minimum olması gibi yeşil üretim tekniği ile üretilebiliyor ve kullanılıyor olması da önemli kriterlerdir. Bizim ürünümüz aşağıdaki listede verilen birinci nesil aşağıdan yukarı tekniği ile üretilen ve yüzeyde oda sıcaklığında kalıcı fonksiyon gösteren malzemeler olarak belirtebiliriz. İlk ticarileşen ürünümüz ise geniş spektrumlu bakteri, mantar, küf ve virüslere karşı etkili olan antimikrobiyal malzeme Antimic?. Antimic'i diğer ürünlerden ayıran başlıca özellikleri, kısaca, çok geniş spektrumlu olup, bakterilerin yanı sıra virüs, küf mantar ve mayalara karsıda etkili olmasıdır. Organik yapısı, su ile uygulanabilir olması ve tasarlanmış molekül ağırlığı nedeniyle, doğada kolayca parçalanabilen, insan ve cevre sağlığı için güvenilir bir ürünüdür. Tüm bu güvenilir yapısının yanı sıra en önemli özelliği kalıcı olmasıdır. Antimic uygulandığı yüzeylerdeki fonksiyonel gruplarla ve/veya kendi içerisinde fonsiyonel gruplarla kimyasal bağ yaparak yüzeyde bir ağ tabakası oluşturur. Bu tabaka aktivitesini uzun süre korur. Yüzey üzerindeki sürtünme sıklığı ve trafiğe bağlı olarak 1 aydan 6 aya kadar kalıcılığı vardır. Seramik yüzlerdeki kaplamalar bulaşık makinası yıkama testinde 50 yıkamaya kadar dayandığı, pamuklu ve sentetik tekstil ürünlerinde de uygulamaya bağlı olarak 30-40 yıkamaya kadar aktivitesini (>65%) koruduğu tespit edilmiştir. Antimic ürününün kalıcı olmasının sürekli hijyen sağlamasının yanı sıra yüzeyden taşınmadığı için, mikroorganizmaların bağışıklık geliştirmesini önler aynı zamanda bulunduğu yüzeylerden gıdalara geçmesi ve/veya bebeklerin dokundukları yüzeyden etkilenmeleri söz konusu değildir. Bu nedenle Antimic hem ekonomik hem de güvenilir bir üründür. Bu özellikler, Nanomalzeme yapım tekniğinin bize sunduğu bir avantajdır.

Nanoteknoloji nerelerde kullanılıyor?

Nanoteknoloji birçok alanda uygulama alanı buluyor bunları burada özetlemek oldukça zor, bu nedenle yalnızca birinci nesil nanomalzemeler ile ilgili bir alt alan ve sol-gel yöntemi ile oluşturulan fonksiyonel yüzeylerden bahsetmek isterim. Kaplama tipi olarak: anti mikrobiyal, hijyen, kolan temizlenen yüzeyler, kendi kendini temizleyen yüzeyler, su-kir itici yüzeyler vb.alanlarında kullanılırken, ticari uygulama olarak cam yüzeylerde, tüketici ürünlerinde, inşaat yapılarında, ev içi uygulamalarda, sağlık ve medikal teknolojide ve otomobillerde kullanılmaktadır.

Türkiye'de bu anlamda girişimler nasıl?


Türkiye'de nanoteknoloji konusunda araştırma altyapısı olarak ciddi çalışmalar mevcuttur, ticarileşme ve teknoloji şirketleri konusunda ise çalışmalar daha sınırlıdır. Nanoteknoloji kavramının 1974 yılında ilk defa Prof. Norio Taniguchi tarafından ifade edilmesinden sonra Türkiye adresli ilk Nano makalesi 1988 yılında yazılmıştır. "Web of Science'' veritabanı aramalarında ''Nano'' konulu ve Türkiye kaynaklı 2600 yayın bildirilmiştir. 1988 yılında başlayan yayınların yıllara göre dağılımı incelendiğinde zamana göre yayın sayısının 2000 yılına girilmesinden itibaren son 10 yılda üssel fonksiyon şeklinde artmıştır, Yayınlar enstitülere göre incelendiğinde başta ODTÜ olmak üzere Bilkent Üniv. Hacettepe ve İTÜ'nün yoğun çalışmaları göze çarpmaktadır. Türkiye'de Nanoteknoloji ve Nanobilim konusunda çalışan bilim insanlarının her sene toplanarak gerçekleştirdikleri NANOTR konferans dizisi Bilkent ve ODTÜ öğretim üyelerinin önderliğinde, Tübitak ve Avrupa birliği projesi desteği ile başlamış ve her yıl tekrarlanmaktadır. Konferansa katılım sürekli artış göstererek geçen yıl IYTE de yapılan toplantıda 1200 kişiye ulaşmıştır. Nanotr konferansının yedincisi bu yıl 27 haziran-1 Temmuz tarihleri arasında Sabanci Üniversitesi Tuzla Yerleşkesinde gerçekleştirilecektir (http://nanotr7.sabanciuniv.edu/). Bu konferansların temel amacı, ülkemizde ve dünyada nanobilim ve nanoteknoloji alanında araştırma yapan ve farklı disiplinlerden gelen bilim insanlarının, öğrencilerin ve sanayi kuruluşlarının bir araya getirilmesiyle ilgili alanlardaki son gelişmelerin tartışılması ve bir sinerji oluşturarak yeni açılımlara doğru adım atılmasını sağlamaktır. Türkiye'de nanoteknoloji araştırmalarında en geniş kapsamlı proje olan Ulusal Nanoteknoloji Merkezi, 2005 yılında DPT tarafından 11 Milyon TL destek ile ödüllendirilmiş, Haziran 2006 yılında başlayan inşaat süreci Bilkent Üniversitesi'nin de desteğiyle 2007 yılında büyük ölçekte tamamlanarak 28 Milyon TL efektif maliyetle tamamlanmıştır. Altyapı inşası kapsamında ikinci defa 30 Milyon TL ile desteklenen projenin (3 yıl için), şu ana kadar yaklaşık maliyeti 60-70 Milyon TL' dır. 9000 m2 kapalı alana inşa edilen binada 400 m2 temiz oda imkânı bulunmaktadır. Nanofotonik, elektronik, nanobiyoteknoloji, nanoktekstil, sensörler, yenilenebilir enerji, yüzey bilimi uygulamalarının gerçekleştirildiği merkezde periyodik araştırma çağrıları ile proje destekleri verilmektedir, yine DPT desteği ve Sabancı Üniversitesi katkıları ile Sabancı Üniversitesi yerleşkesi içerisinde 50 Milyon TL lık bir yatırım ile 4500 m2 kapalı alana sahip bir merkez kurulumu çalışmaları 2012 yılında tamamlanmıştır.

Bu teknolojinin ticari anlamda yaygınlaşması ileride nasıl olacak?

Konunun en can alıcı noktası burada, bu konuda 2007 yılında yaptığımız bir nanoteknoloji çalıştayında ortaya çıkan öneriler 2008 yılında TUSIAD desteği ile rapor olarak yayınlandı. Araştırma aşamasından ürün aşamasına geçişte bir ölüm vadisi söz konusu bu vadi teknolojik olmasa da ekonomik büyük risk içermektedir, o nedenle yeni teknolojilerin hayat bulması için ciddi bir destek mekanizmasına ihtiyaç duyulmaktadır, eğer bu mekanizmalar ülkemizde de oluşturulursa teknolojinin ticari olarak yaygınlaşması daha hızlı gerçekleşecektir. Türkiye genel anlamda; ilgili yönetmelikler-kanun vs çıkartılmalı, ülkemize özgün sektörler-teknolojiler belirlenmeli, üniversitelerde-araştırma kurumlarında ihtisaslaşma sağlanmalı ve nano yatırım bölgeleri kurulmalıdır.

Nano teknolojinin faydaları nelerdir?

Nanoteknolojinin faydalarını sıralamak çok zor olacak ama çok genel anlamda en az malzeme en etkin fayda sağlamak şeklinde özetleyebiliriz.

Dünyada bu girişimler ne seviyede?

Dünyadaki girişimler oldukça yoğun, bu konulardaki bilgilerle izlenerek rekabet etmek çok zor, bu nedenle rekabet adına izlemek yerine özellikle girişimcilerimizin, sanayicilerimizin nano konusundaki gelişmeleri izleyen ve dünyada olan biteni tarayan ekipleri bünyelerinde bulundurarak teknolojilere daha kuluçka aşamasında iken ulaşmak ve sahip olmak, bunları ticarileştirmek olacaktır. Günümüzde teknoloji çok hızlı ortaya çıkıyor ve çıkan teknolojiyi ilk hayata geçiren lider kuruluşlar katma değerin önemli kısmını ele geçiriyor.

Türkiye'de kompleks teknolojilerle ilgilenen girişimciler nerelere başvurmalı?

Birçok enstitü, sanayicilere ve girişimcilere her zaman destek olacaklardır. Özellikle Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma merkezi endüstriye ve girişimcilere destek vermek ve laboratuvar endüstri arasında oluşan ölüm vadisini kapatmak yönünde çalışmalara öncelik vermektedir. Kuruluşların kompleks teknolojileri izlemeleri ve adapte etmesi konusunda artık doktoralı elemanları bünyelerinde bulundurmaları gereklilik olmuştur.

Siz gelecekte bu konuda nasıl ilerlemeyi düşünüyorsunuz?


Nanoteknoloji, bir olanaklar platformu ve önu çok açık, her gün yeni şeyler öğreniyoruz Öğrendiklerimizi uygulamaya geçirmek konusunda hız farkı var. Bu nedenle en etkin çalışmaların hayata geçirilmesi konusunda hevesli ve istekli girişimci mühendislere destek olmak ve yeni geliştirilen teknolojileri hayata geçirmek ülke ekonomisine katma değeri yüksek olan ürünlerin üretilmesine olanak sağlamak temel hedefimiz. Özellikle, 2023 için hedeflenen kişi başı milli gelire ulaşmak, üretimi 3-5 kata çıkartmakla, değer yaratan üretim ve ürünlerle sağlanabilecektir.

Duygu Eren
-Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı

sabah

Facebookta Paylaş

 




 

reklam alani

BÜTÇEYE GÖRE YATIRIM SEÇENEKLERİ