Ürün geliştirme

Yeni ürün geliştirme süreci her şeyden önce, işletme ve pazarlama yönetiminin genel stratejileri ile buna bağlı olarak yeni ürünlerle ilgili stratejik bakış açısına bağlı olarak gelişir. İşletmenin temel hedef ve stratejilerine bağlı olarak, yeni ürün stratejileri örneğin; mevcut pazar payını ya da satışları korumaya dayalı olabileceği gibi, pazardaki yeni ürün geliştirici konumunu korumaya yönelik de olabilir. Ancak, ürünün ortaya çıkış aşamasında gerçek yeni ürün ile melez ürün arasındaki ince çizgiyi doğru belirlemek gerekir. “Melez” bir ürün yaratmak, için iki mevcut ürün kullanılır. Örneğin; çek-yat, telefon-faks ve soğutucu-dondurucu bu ürünler arasında yer alır ve bu yöntem “yeni” değildir. “Yeni” olan, birbirinden farklı, hatta tamamen uzak kategorilere ait ürünlerin kullanılması ile yaratılanlardan oluşur. Buradan yola çıkarak yeni ürünler yaratmanın formülünü; farklı iki kategoriyi alıp, birleştirmek ve başka fonksiyonlar ortaya çıkarmak olarak açıklayabiliriz.

Bir şirkette marka genişlemesi ve yeni ürünlerin portföye eklenmesi söz konusu olduğunda geleneksel bir hataya düşülebilir. “Marka bütünlüğünün sulanmaması için mevcut ürünler çerçevesinde kalma gerekliliği.” Bu hatalı ve geleneksel olarak nitelendirilebilecek fikir, yaratıcılığı öldürürken, şirketlerin sarmal bir döngüye girmesine de neden olur. Amaç yaratmaktan ziyade ürünlerin işlevselliklerini veya kullanım alanlarını geliştirecek fikirlere dönüşür.

Bir şirketin yeni ürün geliştirmesi için atacağı ilk adım, yeni ürün fikirlerini edinebileceği iç ve dış kaynaklarını organize bir şekilde kullanmaktır. Şirketin fikir kaynakları müşterileri, satıcıları, çalışanları, yöneticileri, rakipleri ve araştırma bölümü dür. Kaynaklardan doğru şekilde alınan veriler bir havuzda değerlendirilerek hem pazarın ihtiyaçlarına uygun, hem de gerçek anlamda “yeni” bir ürün yaratılmasına yardımcı olacaktır. Yeni ürün geliştirme evresinde, fikirlerin neredeyse yüzde 90’ı ürün haline dönüşemese de, her yeni ürünün hareket noktası fikirdir. Pazarlama bakışıyla, potansiyel vadeden bir ürün geliştirilebilmesi için çok sayıda fikrin toplanması gerekir. Bir hayal dünyasının meyveleri olarak nitelendirilebilecek fikirlerin sayısı arttıkça, başarılı yeni ürün yaratılmasının oranı ve sayısı da artacaktır.

Şirket kaynaklarından toplanan çok sayıdaki fikir, gerçekleştirilme olasılığı ve maliyeti bakımından bir ön değerlemeye tabi tutulur. Bu aşamada şirket ürünlerinin son kullanıcıya kadar ulaşması sürecinde görev alan Ar-Ge, üretim, satış, pazarlama ve finansman bölümleri yöneticilerinin katılımı ya da onlardan görüş alınması gerçekçi bir karara ulaşılması açısından önemlidir. Bu şekilde bir değerlendirme sonrasında gerçekleştirilme olasılığı yüksek, pazardan pay alması veya pazar yaratması olası fikirler bir sonraki aşamaya aktarılır.

Sayısı azalan ve daha detaylı araştırma için elverişli hale gelen fikirler bu aşamada daha ayrıntılı bir şekilde fizibilite (yapılabilirlik) analizine tabi tutulur. Bu aşamaya ulaşan fikirler, pazar ve talep şartları, üretim teknolojisi, finansman kaynakları, maliyet ve fayda analizleri, muhtemel satış miktarı vb. kriterlere göre detaylı bir biçimde analiz edilir. Elde edilen veriler sonucunda başarılı olma olasılığı görülen fikirlerin, fiili olarak üretilmesi aşamalarına geçilir.

İlk aşamadaki üretim bir seri üretimden ziyade, model üretimi yoluyla fikirlerin somut hale dönüştürülmesidir. Bu aşamada ürünün ilk prototipleri geliştirilir ve prototipler üzerinden ürünün nihai şekli belirlenmeye çalışılır. Hazırlanan model üzerinde devam geliştirme aşamalarında, ürünün tüketici tercihlerine uygunluk ve pazarlanabilirlik yönlerinin en üst seviyeye çıkartılması sağlanır. Modelleme aşamasında dikkat edilmesi gereken husus ürünün tasarımı ve özelliklerinden ziyade, pazarın beklentileri ve pazara uygunluğuna dikkat edilmesidir. Çünkü tasarım olarak başarılı görülen ürünlerin, pazara uygunsuzluğu nedeniyle başarısız olabildiği de bilinmektedir.

Ürünün özelliği, yenilik derecesi, yenilik açısından hangi konumda olduğu, birim maliyeti, talebin yapısı ve muhtemel talep miktarı ile rakiplerin stratejileri, ikame ürünler vb. faktörler dikkate alınarak, bazı durumlarda belirli bir küçük pazar bölümünde yeni geliştirilen ürünün pazar testine tabi tutulması uygun olur. Ürünün tüketicisi olarak öngörülen hedef kitlesinden küçük bir grubu temsil eden kişiler ürünün gelecek dönemde göreceği talep veya faydaları açısından güçlü bir öngörü oluşmasına olanak sağlar. Az rastlanmasına karşın, bu süreçte ürünün akla gelmemiş veya göz ardı edilmiş kullanım alanlarının, sunulan grup tarafından keşfedilmesi veya öne çıkartılması da mümkün olabilir.

Tüm aşamaların ardından pazar testlerini de başarıyla tamamlayan ürünlerin seri üretimi ve hedeflenen pazara dağıtımı aşamalarına geçilebilir. Yeni ürünün pazarda başarı kazanması için bu aşamada ürünün fiyatı, ambalajı, markası, dağıtım kanalları ve satış sonrası hizmetleriyle tam olarak hazır olması önemlidir. Ürünün tüketiciye ulaştığı aşamada pazarlama iletişim çalışmalarının da hayata geçirilmesi ürünün satışını ve Pazar payını arttırmakta büyük önem taşır.

Neden Yeni Ürün Çıkarmalısınız?   Sosyal ve ekonomik hayatta yaşanan hızlı değişim, insanların beklentilerini de etkiliyor. Birçok şirket, değişen müşteri ihtiyaçlarına ve teknolojik yeniliklere cevap verebilmek için farklı arayışlara yöneliyor. Bu arayışın yanıtı ise basit: Yeni ürün geliştirmek.

Günümüzde sanayi ve ticaret dünyasının içinde bulunduğu durumu tanımlayan en güzel kelime “rekabet”. 1960’lı yıllarda 2’inci Dünya Savaşının yaralarını sarmak için hızlı bir gelişme kaydeden sanayileşmiş ülkeler, bu çalışmalarıyla yoğun bir rekabet ortamının oluşmasına yol açtılar ve bu durum, 2000’li yıllarda ayak uydurulması zor bir rekabet şartları dizisini beraberinde getirdi.

Teknolojinin yaygınlaştığı 1960’lı yıllarda, şirketlerin, kitle üretiminin avantajlarıyla geniş pazarlara açılıp, rakiplerini geride bırakmalarında rekabet gücünün temel öğesi, üretim üstünlüğüydü. 1980’li yıllara gelindiğinde ise, rekabet üstünlüğünde kalite kendini yoğun bir şekilde göstermeye başladı. Bu durum, alım gücü yüksek olmasına karşın, ucuz ve bol ürünlere doymuş kitlelerin; ürünlerde kaliteyi ısrarla istedikleri sürecin başlangıcıydı.  Rekabet kavramının “hız” ile birleştiği 1990’lı yıllarda, kullanıcılar çeşitli ve farklı fonksiyonları içeren, kullanımda ve estetikte beğeni toplayabilen ürünleri tercih eder oldu.

Yeni bir ürün geliştirme, pazardaki mevcut ürüne kıyasla, müşteri ihtiyaçlarına daha uygun olan bir ürünün sunulmasını amaçlayan bir anlayıştır. Yeni ürün geliştirme süreci, pazarın ve mevcut ürünle ilgili müşteri düşüncelerinin üreticiye aktarılmasıyla başlar. Bu bilgiler, müşterilerin ürünün kullanımında tespit ettikleri, problem yaratan, negatif kalite şikayetleri ya da kullanımda avantaj sağlayacak pozitif kalite önerilerini içerir.

Tüm bu unsurlardan hareketle, bir işletmenin yeni ürün yaratımına yol açan nedenler şöyle sıralanabilir:
Kaynak kullanımı: İşletmelerde kaynakların daha verimli kullanılması isteği bu süreci başlatan en önemli nedendir. Hatta bu yolla maliyetten düşüş sağlanması bile olasıdır. Bir işletmenin ilk ve temel amacı; gerek personeli, gerek sermayesi, gerekse dağıtım kanalları ve üretim araçlarıyla birlikte, tam kapasite çalışmaktır. Bu sayede malların marjinal maliyetleri düşürülüp, yeni yatırımlara kaynak aktarılması ve karın arttırılması sağlanabilir. Basit giderler düşürülerek üretilen ürün miktarları artırılıp, daha geniş bir ürün yelpazesine sahip olunabilir.

Pazar stratejisi: İşletmeler çoğu kez stratejik nedenlerle yeni ürün üretimine başlar. Alıcılar genel olarak birbiriyle alakalı malların aynı işletme tarafından üretilmesini ister. Örneğin ev hanımları fırın, buzdolabı, ocak, bulaşık makinesi gibi ev aletlerinin stil ve renklerinin birbiriyle uyum içerisinde olmasına özen gösterirler, ‘bir takım oluşturma mantığı’ ile aynı markayı seçerler. Bu durum üreticinin konumunu, tüketici karşısında güçlendirir. Aynı zamanda, dağıtım kanallarının da güçlenmesini sağlar.

Perakendeciler, her çeşit ev aleti üreten bir işletmeyi yalnız buzdolabı üreten bir işletmeye tercih eder. Bu, satış arttırma çabalarının da verimini yükseltir, çünkü bir mal için yapılan satış artırma çabaları tüm diziyi etkiler. Satış arttırma giderleri düşer, çünkü ek bir harcama yapılmadan yeni mal da ürün yelpazesine eklenir. Bazen ürünlerin kalitesini yükseltmek veya düşük tutmak amacıyla da yeni ürün üretilebilir. Bu sayede, o alandaki karların da işletmeye çekilmesi sağlanır.

Büyüme isteği: Büyüme ancak yeni bir ürünün üretilmesiyle gerçekleştirilebilir. Tek bir ürünle büyüyen şirket yok gibidir. Çünkü her ürüne olan talep ve yaşam süresi sınırlıdır. Bu yüzden eğer işletme büyümek istiyorsa yeni mallar üretip yeni pazarlar bulmak zorundadır.

Ürünün modasının geçmesi: İşletmenin büyüyebilmesinin yanında hayatını devam ettirebilmesi ve pazardaki yerini koruyabilmesi için modayı izleyerek yeni ürünler üretmesi gerekir. Özellikle modayla ilgili ürünler üreten işletmeler açısından bu çok daha hayati bir etkendir.

Rekabet: Diğer işletmelerin pazara yeni ürün sürmeleri ve başarılı olmaları durumunda, işletmenin rekabet edebilmesi için onları izlemesi gerekebilir. Ayrıca rekabetten bir ölçüde kurtulmak ya da rakip işletmelere üstünlük sağlamak amacıyla da yeni ürün üretilebilir.

Teknolojik gelişmeler: İşletmelerin ürünlerini geliştirmelerine ya da yepyeni bir ürün üretmelerine neden olabilir.

Kaç Türde Yeni Ürün Çıkartabilirsiniz?
Yeni ürün, “pazara daha önce hiç sunulmamış ticari mal” olarak tarif edilse de, bu tarif günümüzün yeni ürün anlayışını tam olarak yansıtmıyor. Ürünün yaşam ömrü, ticari koşullar maliyet yapısı ve tabii en önemlisi müşterinin taleplerine göre farklılaşan “yeni ürün” için 4 ana tanımda bulunulabilir.

Gerçekten yeni bir ürün: Pazarda o ana kadar gizli kalmış talebi harekete geçirmek amacıyla üretilir. Bunun için uzun bir değerlendirme ve AR-GE sürecine gereksinim duyulur. Çağımız büyük teknolojik yeniliklerle dolu olsa da tamamen yeni ürün meydana getirmek çok güç ve riskli bir iştir. Bu dönemde katlanılması gereken mali yük de göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür.

İşletme için yeni, pazar için yeni olmayan ürün: Pazarda var olan bir ürün yeni bir marka adı altında sunulur. Bu tip mallar genellikle teknolojik yenilikler neticesinde pazara çıkarlar. Bir üreticinin teknolojik yenilik sonucu pazara sunduğu ürün karşısında, diğer üreticiler de benzer ya da ikame ürünler geliştirmek zorunda kalırlar. Örneğin; Rowenta’nın ıslak-kuru elektrik süpürgesine karşı Simtel’in elektronik kontrollü süpürge çıkarması gibi.

Başka ülkelerde üretilmekte olan bir malın uyarlanarak pazara sunulması: Türkiye pazarında da sıkla rastladığımız bu modelde, dış pazarlarda var olan bir malın iç pazara sunulması olarak açıklanabilir. Ürün birebir özellikleri ile sunulabileceği gibi, pazarın durumuna göre yerel karakterlere uygun hale getirilmesi de mümkündür.

İşletmenin değişiklik yaparak pazara sunduğu ürün: Ürünün fiziki şeklinde (tasarım, renk, boyut, ambalaj gibi) ya da içeriğinde yapılacak küçük değişikliklerle pazara ‘yeni ürün’ olarak sunulması. İşletmelerin çoğunlukla tercih ettiği bu yöntem, ürünün yaşam süresinden de kaynaklanmaktadır. Tüketici tercihlerinin sürekli değiştiği bir ortamda bir ürünün sürekli satılması imkansızdır. Ayrıca gelişen teknoloji ve yoğun rekabet koşulları altında, yeni ürün üretmemek işletme açısından son derece riskli olabilir. Ürünlerin pazara sunulduktan sonra önemlerini yitirmeleri; ürüne olan gereksinim ortadan kalkması, aynı gereksinimi karşılayabilecek daha iyi veya ucuz ürünler veya rakip işletmelerin başarılı pazarlama kampanyası ile pastadan büyük bir dilim alması olabilir.

İşletmelerin yaşamlarını sürdürüp, planladıkları kar miktarlarını gerçekleştirebilmeleri ancak pazara yeni ürünler sürmeleri veya ürünlerinde gerçekleştirilecek yenilikler ile mümkün oluyor. Ancak bu sürecin sahip olduğu risk işletmeler için göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Çünkü bir ürünün başarısızlığı, işletmeyi büyük bir mali sıkıntıya soktuğu gibi ticari saygınlığını da zedeleyebilir.

Yeni Ürününüzü Pazara Sunarken İzleyeceğiniz 7 Adım   Sarsmak! Ürün tanıtımınızda beklentiniz bu olmalı. Müşteri tabanınızda dalgalar halinde yayılacak, müşteri adaylarınız arasında yankılanacak ve rakiplerinizi sarsacak bir etki. Akıllıca yapılmış stratejik tanıtımların, her zaman böyle bir sarsıntı yaratır. Bir ürünü ses getirecek biçimde piyasaya sunmanın, pazar payı kazanmanın ve bir markayı geliştirmenin yolu budur.

Peki, bu sarsıntıyı nasıl yaratırsınız? Özellikle, doymuş bir pazarda? Bu işten bunalmak kolaydır; hele ürün tanıtımlarının doğası düşünüldüğünde: birden fazla paydaş, bitmeyen işler, sıkı programlar, çok yakın teslim tarihleri. Tanıtımınız ister yeni bir ürün, isterse bir serinin devamı için olsun, pazarlamanın aşağıda sıralanan yedi mecburiyeti, sizi başarıya götürür.

Harika bir isim bulun: Bu, kaçınılmaz bir ilk adımdır. İsmin hatırlanabilir, konuyla ilgili ve kolay telaffuz edilebilir olmasına dikkat edin. (Başka bir deyişle, ismi gördüğünüzde, söyleyebilmelisiniz. Duyduğunuzda, heceleyebilmelisiniz.)

Ürünü başka türlü isimlendirmeye bir türlü akılları ermese de ürün geliştirme ekibinize geliştirme esnasında kullandıkları basit “çalışma” isminden kurtulmalarında yardımcı olun. Şirket içinde kullanılan isimler, nadiren pazarlama ihtiyaçlarınıza yanıt verir. Ayrıca, kısaltmalardan ya da anlaşılması kolay tarif etiketlerinden kaçının. Bunlar, nadiren müşterileri etkiler ya da sizi rakiplerinizden ayırır.

Ürün, bir serinin devamı ise ismin mevcut marka yapınıza uyumunu ve ürün eklemelerine izin verip vermeyeceğini dikkatle düşünün. Seçtiğiniz ismin, markanızın geniş bağlamında rahatlıkla kullanılabileceğinden emin olun.

“Bu nedir?” tanımını çok net yapın: ‘Bir dakika’ diyorsunuz. ‘Bu çok açık’ Açık mı? Öyleyse, yeni ürününüzün ne olduğunu bana bir cümleyle söyleyin. Tanıtım malzemelerinizi alan biri olsam, neyi tanıttığınızı anında anlar mıyım? Bu bir ürün mü, araç mı, hizmet mi, çözüm mü (Umarım değildir), çözüm seti mi (Kesinlikle değil), özellik mi, aksesuar mı? Burada bir isme ihtiyacınız var. Bu ne kadar belirli olursa, o kadar iyidir. Bu ismi bulun, bu ismi çevreleyen bir cümlelik tanımı yazın, kısaltın, doğru insanları odaya toplayın ve uzlaşma sağlayın. (Dikkat: Bu, kolay olmayabilir.) İşte size birkaç örnek ürün tanımı;

Holiday Caravan: Hindistan’da el yapımı olarak üretilmiş, dönüştürülebilir, yüzde 100 pamuklu kağıtlardan oluşan, bir tatil hediyesi olarak sunulabilecek yeni rulolar.

Deluxe Detect: Finans kurumları için gerçek zamanlı kimlik doğrulama ve güvenilir risk değerlendirme imkanı sunan, dolandırıcılık izleme aracı. Deluxe Financial Services ve Primary Payment Systems, Inc. tarafından sunulmaktadır.

Medtronic Conexus: Hastanın vücuduna takılmış tıbbi bir cihazdan evdeki ekrana otomatik, kablosuz veri aktarımı. Elbette, tahmin edilebilir bir ürün tanımına razı olmak zorunda değilsiniz. Erkek oyuncak bebeğin bir “aksiyon figürü” olarak başarıyla pazarlanmasının hikayesini hepimiz duyduk.

Güçlü bir görsel kimlik oluşturun: Yeni ürününüzün güçlü bir görsel kişiliğe ihtiyacı vardır. Uygunsa, onu temsil edecek ve avantajlarını başarıyla tanıtacak özel bir logo yaratın. Sonra da bu logoyu reklamlarda, pazarlama literatüründe, baskılarda, interaktif tanıtım malzemelerinde, paketlemede ve ticari fuar stantlarında kullanın. Birleştirilmiş bir bakış, pazar liderliğini ifade eder. Ürününüz mevcut bir markanın devamıysa, bütün tanıtım malzemelerinizin mevcut görsel sistemle uyum gösterdiğinden emin olun. Bir görsel sisteminiz yok mu? Ürün tanıtımı, bir sistem yaratmaya başlamak için doğru zaman olabilir. (Görsel bir sistem, logo kullanımını, rengi, imgeleri, tipografiyi, başlık kullanımlarını, sayfa düzeni işaretlerini ve markanızın görsel ifadesi açısından kritik olan diğer parametreleri belirler.) Hedef kitlenizin, bütün pazarlama kanallarında, birleştirilmiş bir tanıtım malzemeleri ailesiyle karşılaşmasını sağlar. Bu, özellikle bir tanıtım sırasında çok önemlidir.

Etkili yaratıcılıkta ısrarcı olun: Ürün adı, tanım, kimlik gibi temel yapıtaşları elinizde olunca, çok basit ama genellikle kolay bulunmayan bir şeye ihtiyacınız olur: büyük bir fikir. Tanıtım tanıtım malzemeniz, en az ürününüz kadar yenilikçi olmalıdır. Sayısız saatler süren ürün geliştirme sürecini üstünkörü bir tanıtımla ziyan etmeyin. Hedef kitlenizin ilgisini çekmek için, o büyük fikre, temaya, kavrama, merak uyandırıcı görsele ihtiyacınız vardır.

Adına ne derseniz deyin, ona ihtiyaç duyarsınız. Doğru olanı bulmak için zaman ayırın. Yeni bir ürünü yalnızca adını duyurarak pazara sürmek, etkili olmaz. Değer önermenizi iletin. Rekabeti yenilgiye uğratın. Ürününüzün hikayesini anlatan o büyük fikirle ortaya çıkın.

Birden fazla kanalda tanıtım yapın: Basın bülteni, ürün tanıtımı değildir. Tek bir tanıtım malzemesi, ürün tanıtımı değildir. İyi düşünülmüş bir tanıtım, basılı ve online reklamları, doğrudan pazarlamayı, e-posta kampanyalarını, Web sitesi güncellemelerini, ürün literatürünü, satış promosyonlarını, çalışan iletişimini, ticari fuar tanıtım malzemelerini ve medyada görünümü kapsamalıdır. (Ayrıca, hedef kitleniz için yararlı olabilecek diğer yenilikçi pazarlama fikirleri de dahildir.) Birden fazla kanal için plan yapmazsanız, pazarlama atağınız bir yer sarsıntısına dönüşebilir.

Mesajınızı bağlayın: Tanıtımınız için bütün pazarlama kanallarını belirledikten sonra her şeyi her yerde söyleme dürtüsüne direnin. O tek büyük fikirle başlayın. Daha sonra, bu fikri, 3-5 (en fazla) anahtar mesajla destekleyin. Tanıtımınızı kesintisiz bir bütün olarak düşünün: sunmak-merak uyandırmak-dahil etmek-bilgilendirmek-etkilemek.

Reklamlarınız, fuar çizimleriniz, web’deki reklam başlıklarınız ve tanıtım postalamalarınız, yeni ürününüzü sunmayı hedeflemeli ve hedef kitlenizde merak uyandırmalıdır. Bu, tek başına uzun bir sipariştir. İkinci sırada yer alan malzemeleriniz, dahil etmeyi ve bilgilendirmeyi hedeflemelidir. Bunlar, sizin detaylı ürün broşürleriniz, daha kapsamlı Web sitesi sayfalarınız, sık sorulan sorularınız, rekabetçi karşılaştırmalarınız, teknik bilgi dokümanlarınız, teknik özellik belgeleriniz ve benzeri malzemelerdir. Hedef kitleniz, bu malzemenin tamamını özümsediğinde, umudunuz, elbette, satın alma kararını etkilemektir.

Bilginin akışını kontrol etmek kritiktir. Şunu daha önce duymuşsunuzdur: Her şeyi vurgulamaya çalışırsanız, sonuçta hiçbir şeyi vurgulayamazsınız. Çok sayıda yeni ve önemli ürün, sınırsız detay yüzünden tanıtımda çıkmaza girmektedir.

Başından sonuna kadar işbirliği yapın: Ürün tanıtımları, pek çok oyuncu, planlama ve ekip çalışması gerektiren, çok aşamalı süreçlerdir. Herhangi bir şekilde üst üste yığılmış düşünceler işe yaramaz. Pazarlamada maksimum etkiyi elde etmek için, tanıtım tarihinizden en az 6 ay önce tanıtım ekibinizin birlikte çalışmasını sağlayın. Daha kısa süre birlikte çalışırlarsa, çok iyi hazırlanmış planlarınızın kısa devre yapması riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

Peki, bu tanıtım ekibinde kimler var? Mücadele etmekten hoşlanan, girgin, yaratıcı ve kararlı insanlar. Bir yaratıcı hizmetler ajansıyla iş ortaklığı yapsanız da yapmasanız da, bir ürün müdürüne, bir pazarlama müdürüne, bir yazara, bir grafik tasarımcıya, bir interaktif tasarımcıya, bir yapımcıya, bir proje müdürüne, bir halkla ilişkiler uzmanına ve elbette bir üst düzey karar vericiye ihtiyacınız vardır.

Tanıtım planınızın sınırları içinde gevşek ve esnek olmayı unutmayın. Katılık, başlangıçta planın bir parçası olmayan büyük fikirleri kolaylıkla etkisiz hale getirebilir.

Kn: B/A

 

Facebookta Paylaş

 




 

reklam alani

Sponsor

BÜTÇEYE GÖRE YATIRIM SEÇENEKLERİ